2009-02-23

81. Oscar Tahminlerim

Bu seneki tahminlerim:

En iyi Yardımcı Erkek Oyuncu:
Heath Ledger

En iyi Yardımcı Kadın Oyuncu:
Viola Davis

En iyi Erkek Oyuncu:

Frank Langella

En iyi Kadın Oyuncu:

Kate Winslet

En iyi Animasyon:
Kungfu Panda

En iyi Uyarlama Senaryo:
Slumdog Millionaire

En iyi Özgün Senaryo:
Frozen River

En iyi Yönetmen:
Danny Boyle (Slumdog Millionaire)

En iyi Film:
Slumdog Millionaire



2008-02-24

80. Oscarlar ve benim tahminlerim

Filmlerin bazılarını izlememiş olsam da tahminlerim şu şekilde:

En iyi Yardımcı Erkek Oyuncu:
Javier Bardem (No Country for Old Men)

En iyi Yardımcı Kadın Oyuncu:
Cate Blanchett (I'm not There)

En iyi Erkek Oyuncu:

Daniel Day-Lewis (There will be Blood)

En iyi Kadın Oyuncu:

Marion Cotillard (La vie en Rose)

En iyi Animasyon:
Ratatouille

En iyi Uyarlama Senaryo:
Ethan & Joel Cohen (No Country For Old Men)

En iyi Özgün Senaryo:
Tony Gilroy (Michael Clayton)

En iyi Yönetmen:
Ethan & Joel Cohen (No Country For Old Men)

En iyi Film:
There will be Blood



Bu gece Marion Cotillard Oscar alamazsa çok üzülürüm, Daniel Day-Lewis alamazsa çok daha fazla üzülürüm.

Beşiktaşımızın Projeleri

Yeni stad projesi:






BJK Fulya Süleyman Seba Projesi




Fulya, Yeni Altyapı Tesisi





Yukarıdaki projeler Beşiktaş'ımızın geleceğidir,

Çok mutluyum...


Deyalı bilgi ve diğer resimler Resmi Sitemizde yayınlanmış durumda.

2007-10-16

Güzel fikir, güzel site: Rollmio

Rollmio, yaratıcı veya dağıtıcı olarak üye olup para kazanabileceğiniz, reklamcılık üzerine güzel bir site.

Creator olarak üye olup, size gönderilen e-mail'deki konuyla ilgili bir reklam çekiyorsunuz. Reklamınız müşteri tarafından beğenilirse sitede yayınlanıyor ve para kazanıyorsunuz.

Promoter olarak üye olursanız da, sitedeki reklamlardan sevdiklerinizi kendi blogunuzda yayınlıyor ve para kazanıyorsunuz.

2007-08-15

"Yeni Cumhurbaşkanı abdullah gül" diyebiliriz

akp abdullah gül'ü aday gösterdiğine ve MHP, CB seçimi sırasında mecliste bulunacağını belirttiğine göre; 3. turda abdullah gül'ü yeni cumhurbaşkanımız olarak görücez.

konuyla ilgili Bekir Coşkun'un yazısı: "o benim cumhurbaşkanım olmayacak."

En büyük tehlike ise istediği tüm atamaları yapabilecek olması, karşısında kim duracak? Bitmiş Deniz Baykal, Devlet Bahçeli? TSK? Bu arada 1 sene sonra TSK komutanlarını da atayacak. Zaten her eleştiride artık cevap belli, yüzde küçümser sırıtmasıyla : "%46,5. her kişiden biri bizi seçti!"

Dün Ümraniye'de "Meydan" diye bir alışveriş merkezinin açılış kokteyline katıldım. Tarım bakanı konuşmasına "Demokrasi Meydanı" diyerek başladı. Orman bakanı ise yakılan ormanlardan rant kazanılmasını sağlayan yasaların altındaki imzasını unutmuş olacak, alışveriş merkezinin ısıtma-soğutmasının çevreye nasıl duyarlı olduğundan bahsetti. İçki servisi başladığında etrafta akp'li kalmamıştı.

Ben bunların ülkeyi her anlamda yönetmesinden, medyanın da bunları her fırsatta göklere çıkarmasından bıktım. Demokrasi ağızlara sakız olacağına hiç olmasın tercih ediyorum.

Bu arada Milliyet'ten hasan cemal de "Demokrasiye ihanet etmeyin." diyor. Atatürk'ün Türkiye'sine mi ihanet edeyim, rte'nin demokrasisine mi?

2007-08-02

Sezonun ilk maçı : 01.08.2007 Beşiktaş - FC Sheriff

Sezonun ilk maçı, yeni transferlerimizi, yeni hocamızı merak ediyoruz; maçtan 4 saat önce futbol şubesi başkanı ve A takım menejeri istifa ettiği haberleri tüm merakımızı, heyecanımızı alıp sinirlenmemize yol açıyor.

Bu nasıl birşeydir, resmen kendi kendimize işkence yapıyoruz, anlamıyorum ben.

Neyse her zamanki gibi klasik Beşiktaş taraftarı umuduyla (bu umut, 80. dakikada 2-0 yenikken 3 tane gol atacağımıza inandırır, gollerin hayalini kurdurur, fanatik insanın yüzüne hafif bi gülümseme koyar) ve Optik Başkan'ın anısına (Allah rahmet eylesin) sahada birilerinin birşeyler yapmaya çalışacağına inanarak gittim maça. Bu sezon maçların çoğunu seyredeceğim Numaralı tribün en ön sırada yerimi aldım.

Maçın başlamasıyla birlikte geçen seneki gol pozisyonu bulmakta ciddi sıkıntı çeken takımın değişmediğini anladık ve "1-0 olucak, bizim olucak" şeklinde o tek golü beklemeye başladım. Beşiktaş, gole kadar kadar 1-2 karambol pozisyonu dışında tehlikeli atak gerçekleştiremedi, atağa çıkarken 50'den aşağaı pas yapmadı, yanlara oynamayı yine çok sevdi ve 73. dakika Toraman'ın golüyle ve özkaynak düzenimizin Serdar Özkan'ı, Batuhan'ı, İbrahim Kaş'ı ile bizleri güldürdü.

Oyuncuları tek tek yazmayacağım ama Rico'ya gıcık olduğumu, Cisse'yi beğenmediğimi, Tello'dan ise umutlu olduğumu söylemek istiyorum. Güzel şeylerden bahsetmiyorum, nazar değmesin diye...

2007-08-01

Seçimin Ardından ilk Yorumlarım

Çevremdeki insanların %99'unun CHP'ye oy vereceğini öğrenince aşağıdaki tahmini yapmıştım, çok fena yanıldım gördüğünüz gibi. Çevremdeki insanların Türkiye'de bu kadar azınlık olduklarını maalesef bilmiyordum.

Seçim sonuçları gösteriyor ki:

1. Oy kullanan seçmenin yaklaşık yarısı her türlü yolsuzluktan, hergün bir şehit vermekten, işsizlikten, ülkenin satılmasından gayet memnun.

2. Yukarıdakileri anlatıp, seçmeni korkutmaya çalışarak oyunuzu artıramaz, seçim kazanamazsınız. Bugünden çalışmaya başlamalı, ve sahip olduğunuz tüm varlıkları bir sonraki seçime kadar projeler üretmeye ve bunları tanıtmaya harcamalısınız.

3. Daha modern ve batılı diyebileceğimiz %20'ye hitap etmek daha geleneksel ve muhafazakar yaşayan %47'yi anlayamamak bundan sonra tüm seçimleri akp ve benzerlerinin kazanmasına sebep olacak.

4. Daha muhafazakar dediğimiz bu çoğunluk ve daha modern dediğimiz azınlık aslında hepimizin farkında olup da söylemeye korktuğu ciddi bir bölünmeyi kanıtlıyor. Yani etnik bölünmeden korkarken, kültürel bölünme yaşıyoruz ki etnik bölünmeden çok daha ciddi bir mesele bu zira etnik bölünmeye karşı Ordu hiç yoksa bir güvence olsa da bizim için kültürel bölünmeye karşı olan herhangi bir siyasi parti veya oluşum-organizasyon göremiyorum. İşin kötüsü iki grup da birbirinden aşırı derecede nefret ediyor.

5. Bu arada daha modern dediğimiz azınlığın AB'ye karşı oluşu, daha muhafazakar çoğunluğun ise AB'nin yanında oluşu da çok önemli ve açıklaması zor bir tezat yaratıyor. Sonuçta %20'lik azınlığın çoğunluğu Ordu'nun demeçlerinden memnun, demokrasinin kötüye kullanılmasındansa bir süre askıya alınmasını tercih edebilecek durumda, yani modern azınlığın çoğunluğu modern demokrasi dışında bir çözüme kötü bakmıyor.

Bütün bunların sonucunda Türkiye için iyimser olmak mümkün mü?

Bence değil, ortalıktaki akp karşıtı grupların da çizgilerini değiştirmeye başladıklarını göremiyorum. Aynı cümleler kurulmaya devam ediyor. Türkiye mutlu bir hayat sürdürülebilen bir ülke olmak için gerekli koşulları sağlamaktan maalesef çok uzakta.

Çözüm?

2 çözüm var:

1. Anti-demokratik çözüm: akp hatalarına devam eder, Ordu darbe yapar ki bu çözüm sayılmaz zira %47'yi hiçe sayıyorsunuz. Avrupa ve Amerika bize sırtını döner. Biz İran-Rusya-Türk Cumhuriyetleri ve Müslüman dünyaya yöneliriz, yeni birlikler kurmaya çalışırız. Veya küçük bir ihtimal de olsa daha iyisi bu birliklerin kendi gücünü tehdit edeceğini düşünen Batı Türkiye'ye karşı küstah ve dayatmacı tavrından vazgeçer. Ama mutlu hayat sürdürebilme şansı şimdikiyle aynı yerde, çok uzaklarda olur.

2. Demokratik çözüm: Ana muhalefet ve ona oy veren azınlık mevcut antipatik siyasetinden ve ayrımcılığından hem kişiler hem de düşünceler bazında vazgeçer, kendi içinde bir yeniden yapılanma yaşar, 5 yıl boyunca tüm maddiyatını kültürel bölünmenin minimuma indirilmesini sağlayacak projeleri üretmeye ve tanıtmaya harcar, halk partisi adını sözde değil özde yaşatır ve gerçekten sevilen bir liderle seçimlerde daha büyük başarı kazanmayı hedefler.

2. çözüm olsa keşke demek geliyor içimden ama seçim sonrası 10 güne bakınca bile 1. çözümün yakında gerçekleşecek olma ihtimali beni korkutuyor.

10 günde ne mi oldu?

- akp milletvekili zafer üskülün açıklamaları (bu adam profesör)
- abdullah gülün açıklamaları
- TSK'nın açıklamaları

Bir de şu var ki bu ayrı bir entry konusu:
- Hükümet akarsu ve göletleri satıyor.

2007-07-21

Seçim Tahminim

AKP : 230 (+- 10)
CHP : 210 (+- 10)
MHP : 85 (+- 5)
Bağımsız : 25 (+- 5)

Benim oyum CHP'ye.
İnşallah Türkiye için hayırlısı olur...

2007-07-20

Basketbol, Spike Lee, Terence Blanchard

Son 3 aydır düzenli olarak basketbol oynuyorum, lise sonda üniversite sınavına çalışmak adına bıraktığımdan beri oynamıyordum yani 8 yıldır. O zamanlar pivot oynamaya müsaitti boyum şimdi bir guard için bile kısa sayılırım. Unutmuşum biraz diye üzülüyordum ama son günlerde eskisinden bile iyiyim. En son maçta hatırladığım kadarıyla 24 tane üçlük attım bir o kadar da pota altı sayım vardı söylemesi ayıp.
Geceleri rüyamda görmeye başladım, şu anda en büyük zevkim basketbol oynamak.

Basketbolla ilgili en sevdiğim film Spike Lee'nin He Got Game'ini de bir kez daha izledim geçenlerde. Ray Allen'in yaşadığı şehirden ayrılıp gideceği kolejin seçimini yaptığı süreci ve çevresinin kendisine bencilce yaklaşımını anlatıyor film. Genelde bu tip spor filmlerindeki gibi büyük maçlar, dolu salonlar olmadığından belki de ve bir Spike Lee filmi olduğundan tabii ki her izlediğimde daha çok seviyorum.

Bu arada Spike Lee'nin filmlerinin çoğunun müziklerini yapmış olan Terence Blanchard 2 gün önce Jaz Festivali kapsamında Sepetçiler Kasrı'ndaydı. Özellikle 25th Hour ve Inside Man çalarken çok mutlu oldum. Bol bol ses kaydı aldım özellikle 25th Hour çalarken, bir arkadaş da "video ve fotoğraf çekmek yasak" denmesine rağmen küçük de olsa kayıt almayı başarmış konserden:

Irak'ta bir elçilik binası projesi

Meslek hayatımın ilk 1,5 yılını Irak'taki inşaat projeleri (bir havaalanı, iki üniversite yurt binası projesi) için çalışarak geçiren birisi olarak buradaki haber dikkatimi çekti ve paylaşmak istedim.

Haberde bittiğinde ABD'nin en pahalı ($592 million) elçilik binası olacak Bağdat'taki projeden bahsediliyor. 300 çalışanın aileleriyle birlikte yaşayacağı içinde okul, su arıtma tesisi, vs.. olan küçük bir kasaba inşaa ediyorlar. Bu kadar pahalı olmasının sebebi ise dev duvar ve savunma kuleleri. Projenin müellifi mimar ise mimarinin bu derece savunmaya endeksli olması dolayısıyla eleştiriliyor, anladığım kadarıyla strateji oyunlarında kasaba yapar gibi bir kasaba yapmış. Projenin resimlerine ise ulaşılamıyor zira mimarın web sitesi de kapatılmış durumda. Bu arada projenin müteahhiti de projede kaçak Filipinli işçi çalıştırdığı için sorgulanıyor, filipinli işçileri Dubai'de çalıştırmak sözüyle kandırıp Bağdat'a getirdiği için. Firma yetkilileri yalanlamış tabi.

Tam bir Lose-Lose durumu. Irak'ta o kasabanın içinde veya dışında yaşayacak tüm Amerikalılar ve ABD için, bağımsızlığı ve umudu olmayan, çok yakında 3'e bölünecek Irak için, projeden zararla çıkacağını zannettiğim müteahhit için, bu projeyle anılacak mimar için, zorla kelle koltukta çalışacak işçiler için...

2007-07-17

Lost Sayacı

Buradan blogunuza Lost sayacı ekleyebiliyorsunuz.